Hacı Şeyh Ahmed Şemseddin (K.S.)
Bu zat, Şeyh Osman Siraceddin-i Evvel (KS)'in dördüncü oğlu olup her yönü ile âlim, fazıl, fakîh, zahid ve âbid bir şahsiyetti. Kendisi, Hormal kesiminin Zalm suyunun yakınında bulunan Ahmedova köyünde ikamet etmekteydi. Orada, ibadet etmek için bir tekke bina etmişti.
Kendisi takvanın, zahidliğin, iffetin bulunmaz bir örneği idi. Gecelerini teheccüt namazı ile gündüzlerini de oruçla geçirirdi. Bir ara İstanbul'a giderek Sultan Abdülmecid'i ziyaret etmişti. Bu azametli hükümdar kendisine, Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in güzellik taşıyan saçlarından birkaç tel hediye etmişti. Daha sonra Hacca giderek kutsî makamları ziyaret ettikten sonra memleketine dönmüştü.
Şeyh Ahmed Şemseddin (KS) Hazretleri, hakkıyla bir mürşid idi. Fakat büyük kardeşi Şeyh Ömer Ziyaeddin (KS)'in hatırı için ve ona olan itaat ve edebinden dolayı irşad kürsüsüne oturmazdı.
Veba illetinin yayıldığı sene bir gün, Hasan adında memleketin büyük eşrafından bir zat Şeyh Ziyaeddin (KS)'in yanına gelir ve vebadan korunmak için kendisine sığındığını söyler. Şeyh Ziyaeddin (KS) ona: "Ben ileri bir yaştayım, sizi kardeşim Şeyh Ahmed Şemseddin (KS)'e havale ediyorum; çünkü onun yaşı benden uzun sürecektir, o size, kendi ömrünün sonuna kadar vebaya tutulmayacağınıza kefil olur." der. Şeyh Ahmed (KS) bu zata kefil olur. Şeyh Ahmed (KS) veba illetinden vefat ettikten üç gün sonra o zat da vebadan vefat eder.
Müridlerinden Hacı Mehmed Emin Efendi, şeyhin kerametini bizzat yaşadığı bir olayı şöyle anlatmıştı: "Bir gemiye binmiş, deniz yolu ile Hacc'a gidiyorduk. Bir ara şiddetli bir fırtınaya tutulduk; gemi batacak bir duruma gelmişti. Gemi kaptanı yolcuları tahliye etmek istedi. Şeyh Ahmed Şemseddin Hazretleri (KS) kaptana seslenerek: 'Korkma, bu gemiye hiç bir zarar gelmeyecektir.' dedi. İlâhî hikmete bakın ki, az sonra hava yumuşayarak fırtına dindi ve ortalık süt liman kesildi. Kaptan ve denizciler, koşarak şeyhin yanına gelip tarikatına intisab ettiler."
Bir gün müridlerinden Hacı Mehmed Emin Efendi, Şeyh'ten ölümden sonra Münker ve Nekir'in sorularından korktuğunu söyleyerek kendisinden manevi bir hatıra ister. Şeyh ona giydiği gömleklerden birini verir.
Şeyh Ahmed (KS)'in vebadan vefatı sırasında, büyük kardeşi Şeyh Ziyaeddin (KS) yanına gelir. Şeyh Ahmed (KS), içi yandığından ağabeyinden bir parça kar ister. Mevsim kar mevsimi değildir; kar ancak dağların doruklarında bulunmaktadır. Gelen kişi karı getiremeden, Şeyh Ahmed (KS) vefat eder. Şeyh Ziyaeddin (KS), getirilen kardan bir avuç alarak ruhunu teslim etmiş olan Şeyh Ahmed (KS)'in avucuna koyar. Bu sırada Şeyh Ahmed (KS), avucundaki karı öyle sıkmaya başlar ki kar erir. Orada bulunan üstad Molla Şeyh Abdülkadir: "Şeyh Ahmed, kalbiyle Yüce Allah (CC)'ı anıyor, o henüz ölmemiştir." der. Şeyh Ziyaeddin (KS) de ona: "Şeyh Ahmed, bundan daha çok hallerde ölmez." der.
Çocuklarından Şeyh Hidayet, sevimli, salih ve dindar bir zat olup Şeyh Alâeddin (KS) tarafından pek sevilirdi. Tecvidle Kur'an-ı Kerim okurdu, sesi pek güzeldi. Suhköy yakınındaki Nezek köyünde, bizzat Hazret-i Şeyh Alâeddin (KS) tarafından kendi nezaretine verilen bir hanegâh ve medresesi bulunuyordu.
Şeyh Hidayet'in oğlu Şeyh Abdullah da Nezel köyünde yaşamış, iyi kalpli, âlim ve fazıl bir zat olup tarikat adabı ile uğraşırdı. Hayatının son günlerinde Hz. Şeyh'i çok arar ve severdi; "Sizi, babanız gibi kabul ediyorum." derdi.
Şeyh Ahmed Şemseddin (KS)'in oğullarından Şeyh Hasan, Hz. Şeyh'in gözbebeği olmuş bir zattı. Hal ve etvarı Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'e benziyordu. Vakitlerinin çoğunu namazla geçirirdi. Bu zatın Şeyh Mahmud, Şeyh Ata ve Şeyh Said adında üç oğlu bulunmaktadır. Özellikle Şeyh Said, âlim bir zat olup Hz. Şeyh'e bağlı olarak bu tarikatta tedrisat işiyle uğraşmaktaydı.