Hazret-i Şeyh Muhammed Osman Siraceddin (KS)'in Mektupları
- Tarikata Müptedilere — Rabıta Risalesi
- Seyyid Şeyh Ali Efendi'ye
- Seyyid Şeyh Ali Efendi'ye (Cevabî)
- Hacı Molla Şeyh Arif el-Gulamî'ye
- Faziletli Üstad Seyyid Abdülkerim İskûlî'ye
- Mısırlı Ebûl Ayneyn Efendi'ye
- Abdülmecid Efendi Hazretleri'ne
- Şeyh Halil Muhammed Feyyaz Efendi'ye
- Müridlere Genel Risale
- Şeyh Nezih Efendi'ye
- Hacı Molla Zahid Efendi'ye
- Seyyid Ata Efendi'ye
- Hacı Molla Mehmed Emin Kâni Şananî'ye
- Molla Nasrullah'a
- Şeyh Abdülkerim Efendi'ye
- Hacı Molla Abdülkadir Efendi'ye
"Hazret-i Şeyh (KS) bu mektubu, bir müptedinin sorularını cevaplamak ve aynı zamanda yolun taliplerine genel bir açıklama getirmek üzere, rabıta konusu ve Nakşibendî tarikatının genel usulü ve kaidelerini anlatmak için bir cevap olarak yazmışlardır."
Âlemlerin Rabbi (CC)'ne hamd-ü senalar olsun. İrfan ve ubudiyyetin hakiki cevherine, gizliliklerin, nurların ve ulu yolların kaynağı, Hâlîk ile mahlûk arasındaki vücudun sırrı, hamd makamında bulunan, kendilerine vaad edilen havuzun sahibi Efendimiz ve Mevlâ'mız Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e, âl ve eshabına, kendisine ibadet edilen padişahın rızasını almak için belirli doğru yolda yürüyen tâbilerine salât ve selâm olsun.
Bizden çok uzaklarda bulunan sevimli, aziz bir kardeşimiz, ben fakir kuldan, ilkten bu tarikata intisapla ve müptedi olarak başlayacakların, bu tarikatın usul ve kaidelerini öğrenmek ve bazı zorluklardan uzak kalmak için bu tarikata ne türlü bağlanacakları hakkında yazılı bir mektup istemişti.
Onun gönlünü hoş etmek için bu tarikata ilkten gireceklere ve bu gibi kişilere rehber olmak üzere, Allah (CC) izin verirse ve O'nun lütuf ve keremi ile uluların ve büyüklerin aziz ruhlarının yardımı ile tarikata girmek isteyenlerin ruhlarında feyz kapısını açmasını, boyunlarına vurulan bukağıdan kurtulup, çıkmalarını; bunun sonucu olarak, onlarda kalbî duyguların bir türlü şuhudî idrak ile birlikte oluşmasını, tarikat adabına örnek olmaları için bu satırları yazıyorum.
Tarikata Başlangıç Adabı
Bu yola müptedi olarak başlayanların rabıtalarının köklü olması ve yerine oturması için rabıtaları sırasında, bazı vakitlerde, değişik hal ve duruma şahit olmaları mümkündür. Bu görüşleriyle bunlara kapılıp aldanmaması icab etmektedir. Çünkü tarikatı öğrenmek, bu hallere ulaşmak için olmayıp böyle bir düşünceye kapılırsa birçok örneklerin görüldüğü ve duyulduğu gibi, doğru yoldan ve en önemlisi gaye ve maksattan ayrılmış olur.
Bu yolun isteklileri, yaradılış itibariyle çalışma, cehd ve gayret yönünden aynı düzeyde olamazlar. Bu da Yüce Allah (CC)'ın "Sizleri değişik hal ve durumda yarattık" buyurduğu sebebiyledir. Nitekim Allah (CC)'a giden yolların dünyadaki insanların sayısı kadar çok oluşu sözü, bunu ispat etmektedir.
Özel Rabıta
Önce iki rekât namaz kılıp selâm verdikten sonra kıbleye yönelerek oturmasına devam etmeli, başını önüne eğerek ve gözlerini kapatarak tövbe ve istiğfarda bulunmalı, Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'e salât ve selâm getirip, Fatiha ve İhlâs Sûresi'ni okumalıdır. Okumuş olduğunun ecir ve sevabını Efendimiz'e, gelmiş geçmiş bütün peygamberlere ve salih velilerin ruhlarına hediye etmelidir.
Daha sonra beş dakikadan on dakikaya kadar ölümü düşünüp, kabirle kurulacak bağını tefekkür etmelidir. "Eksirruzzikri hazimüllezzat" Hadisi'nin anlamı gereğince, ölümü çokça hatırlamalıdır.
Bundan sonra Mürşid'ine bağlanmalısın. Mürşid'inin karşısında oturduğunu, kalbinin mürşidinin kalbine karşı durduğunu, kendi kalbî duyarlıklarının mürşidinin ruhaniyeti önünde hazır olduğunu bilip, kalbini ona açmalısın. İnsan kalbinin, sol memenin alt kısmında ve hizasında olduğunu bilerek, kalbi mümkün olduğu kadar temiz tutup, içini İlâhî feyzler ile yıkayıp, taşan feyzleri alabilecek bir kap haline getirmelisin.
Şunu bil ki, Resul-ü Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in ruhu, bağlayıcı meleke vasıtası ile mürşidinin en yüksek yeri olan göğsünde hazır ve nâzırdır. İnen İlahî nurun, O'nun mübarek kalbinden, O'na bağlı olan rabıta melekesinin hazır olduğu Mürşid'inin kalbine, daha sonra da Mürşid'inin kalbinden, müridin kalbine intikal ederek, ona İlâhî sevgiyi kazandırmış olur.
Buraya kadar tarif ettiğimiz "Özel rabıta" olup, bir müridin, yukarıdaki şartlarla ilk zamanlarda en azından yarım saat veya daha fazla oturup beklemesi gerekir. "Umumi rabıta" da ise kişinin her anını mürşidi ile birlikte imiş gibi değerlendirmesi tavsiye edilir.
Kalbî Zikir
Kişi, kalbi zikir için huzura oturduğunda, Allah (CC)'ı cehren değil, kalben zikretmelidir. Rabıta yapıldıktan sonra, kalbî zikir şu şekilde yapılmalıdır: Önce nefes tutulup hapsedilir. Dil, boğazdaki küçük dile yapıştırılır. Kalbini boş bir kap gibi farz eder. Muhayyilesini Yüce Celâl (CC)'in adı ile çarpar. Yani "Allah, Allah" diyerek, misli olmayan Yüce Zat (CC)'ı anar. Zikir boyunca, bu adın medlul ve manasını aklından çıkarmaz.
Kişi uykuya varacağı zaman, bu anlattığımız şekilde kalbî zikir ve kalbî huzur ile yatmalı ve uyumalıdır. Kişi hiçbir zaman, nefsini, rabıta ve zikirden boş bırakmamalıdır.
Son duamız ise, Âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah (CC)'a hamd ve senalar, O (CC)'nun sevgili kulu Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e, âl ve eshabına salât ve selâmlar olsun...
Hadim-ül ulema-i vel fukara
Muhammed Osman Siraceddin Nakşibendî
"Hazret-i Şeyh (KS), aşağıdaki mektubunu da, Merivan'ın Ney köyünde müderris Hoca ve Şeyh Molla Seyyid Ali Efendi'nin bir otomobil kazası olayında yaralanması sebebiyle, kendilerine yazılmış olan mektuba cevap olarak yazmışlardır."
Aziz Efendim! Faziletli Ali oğlu Ali Efendim! Yüce Allah (CC), makamınızı doğruluk ve takva ile yükseltsin. Din ve dünyanıza yararlı ve hayırlı ilhamlar ihsan etsin. Cenab-ı Hakk (CC)'tan ve kâinatın faziletli Efendisi'nden, sizlere hayırlı şifalar temenni ederiz.
Mektubunuzu almış bulunuyorum. Göğsüme rahatlık geldi, içim ferah ve sevinçle dolup taştı. Kırılan elimin sargıları, şifa şarkıları terennüm etti. Mektubunuz, ayağımın yara ve berelerine vefalı ve şifalı bir macun oldu; bizleri sevinç, hayır ve rahatlığa kavuşturdu. Allah (CC.)'ın affı sizlere yeterlidir.
Arzunuz mucibince, mektubunuzu getiren zata, gereken yardımı yaptık; ona, gerekli olan yeterli ve tam şifa verecek ilâcı belirttik. Yeterli şifayı verecek olan, ancak Yüce Allah (CC)'tır.
Sağlık ve selâmetle kalmanızı dilerim. Allah (CC)'ın rahmet ve bereketi üzerinize olsun; müjdeci ve korkutucu Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'e, Hakk yolunda değişmeden sebat eden âl ve eshabına salât ve selâm olsun.
Muhammed Osman Siraceddin Nakşibendî
"Seyyid Şeyh Ali Efendi (KS)'nin Hazret-i Şeyh (KS)'e gönderdiği mektuba, cevabî mektubudur."
Ali oğlu Ali, aziz ve faziletli efendim! Ruhum sizinle birlikte olarak, üstün bir sevgi ile size bağlı olduğumu bildirir, selâm ve sevgilerimi sunarım. Bu ayrılıktan dolayı kalbim acı ve üzüntü içinde bulunmaktadır. Sizlerin tarafından esen vefa ve sadakat taşıyan havayı koklamaktayım.
Hatırınızı gül esansı koklar gibi koklayarak, hal ve hatırınızı sual ederim. Yüce Allah (CC)'tan sizlere çalışmalarınızda sıhhat ve afiyet, kerem ve fazilet; ilim ve rızık yolundaki çalışmalarınızda başarılar temenni ederim.
İki kız kardeş olan Hatice ve Hafsa Hanımlar için benden dua etmemi tavsiye etmektesiniz. Buyruğunuza itaatle uyarım. Dilediğini güçlü kılan, dilediğini izlâl edip alçaltan, dilediğini bağışlayan, yaratıcı ve etkileyici ancak O (CC)'dur.
Peygamberlerin sonuncusu olan Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in duasını yazdırmaya çalışmaktayım. Nitekim Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz: "Ben, ümmetimin bir ferdi özürlü olsa da, onunla iftihar ederim" buyurmuşlardır.
Hayır ve selâmetle kalmanızı diler, gönderilenlerin efendisi olan Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'e, âl ve eshabına salât ve selâm olsun, derim.
Hadim-ül ulema-i vel fukara
Muhammed Osman Siraceddin Nakşibendî
"Velecir köyünde Müderris olan Hacı Molla Şeyh Arif el Gulamî Hazretlerine yazılmıştır."
İki gözümün bebeği, saygıdeğer, faziletli Hacı Molla Arif Efendi; Yüce Allah (CC), sizleri korusun, başarılı ve gönlünüzü hoş kılsın. Göndermiş olduğunuz mektubu aldık, muhteviyatını okuduk. Bizlere karşı gösterdiğiniz sevgi, muhabbet, vefa ve yakın dostluktan ve itizardan dolayı bizleri son derece sevindirmiş oldunuz.
İleri sürmüş olduğunuz özürler, bizler için şayanı kabuldür. Cümlemiz biliriz ki, kar ve soğuğun, kalbimizin sahifesine, sevgimizin hararetine bir etkisi olmaz. Kalbin Sina dağı ise yakınlık, sevgi ve dostlukla oluşur. Bununla da tarikat alanı tıkanmaz. Çünkü yolun genişliği, olgun ve sağlam akıldır.
Yüce Allah (CC)'tan, bizleri, salih ameller ve sözlerle başarılı kılmasını, rızasını almamız için doğru yola yöneltmesini, doğruların efendisi olan en Sevgili Kulu (SAV)'nu izlememizi, ahiret günü ve karar gününde, doğruların arasında ve Liva-ı Hamd sancağının altında bulundurarak, kurtuluşa erişmemizi dileriz.
Muhammed Osman Siraceddin Nakşibendî
"Faziletli üstad Molla Seyyid Abdülkerim İskûlî Hazretlerine yazılmıştır."
Kemal, fazilet, mutlu hibe ve lâtife sahibi, uzman bilgin Seyyid Abdülkerim Cenapları'na; Yüce Allah (CC), faziletini devamlı kılsın, rahmet ve bereketi üzerinize olsun. Sizleri içtenlikle selâmlar, iştiyak ve hayırlı temennilerimle güç ve faziletinizin devam edip artmasını dilerim.
Mektubunuz, hasta olan kalbime sevinç ve rahatlık getirdi. Yüce Allah (CC)'tan sizlere sıhhat ve afiyetlerle, halkı ilim ve dine karşı heveslendirmek ve ulu şeriatını yaymak için himmet ve başarılar dilerim.
Sizlerden, zikre devam etmenizi rica ederim. Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyül aziym. Kardeşim Seyyid Ahmed'e de Allah (CC)'tan şifa dilerim.
Muhammed Osman Siraceddin Nakşibendî
"Büyük üstad ve bilgin, Mısırlı Ebûl Ayneyn Efendi Hazretleri'ne yazılmıştır."
Sayın Üstad, misafirperver, güzel Kur'an okuyucusu, büyük bilgin! Şeyh Osman Siraceddin'in kalbi, ruhu ve duyguları ile sizinle birliktedir. İki gözümün nuru olan ey Ebul Ayneyn! Sizleri kemal-ü hürmet ve tazimle selâmlar, ruhun tatlılıkla çıktığı boğazdan sizleri öperim, iki gözüm!
Allah'a and içerim ki, sizleri göreceğim geldi. Yüce Kudretli Allah (CC)'tan, yakın bir zamanda, nur saçan güzelliklerinizi görüp, buluşup kavuşmamız en büyük temennimdir.
İşte size, en iyisinden, zufadan (çörekotu) göndermiş bulunuyorum; bunları, vefa ve safa ile kullanın. Cenab-ı Hakk (CC)'tan göğsünüzün şifa bulmasını niyaz eder, yakında sizle karşılaşmayı umar, devamlı afiyetlerle sağ ve sâlim kalmanızı temenni ederim.
Hadim-ül Ulema vel Fukara
Muhammed Osman Siraceddin Nakşibendî
"Bağdat Hâlidî Tekkesinde Müderris ve faziletli hoca, Abdülmecid Efendi Hazretleri'ne yazılmıştır."
Ey güzel ahlâk ve asalet sahibi, sevgilimiz, efendilerin efendisi üstad Molla Abdülmecid Efendi Hazretleri! Sizlere, uzun ömürler dilerim; kalbim sizlerde olarak, saygıyla selâmlarım. Hakikaten sizleri göreceğim geldiği gibi, sizlerle buluşmak en büyük arzumdur.
Aziz Hocam! Sizlerin şeriat ve ilim nuru ile parıldayan güzelliğinizi görmek, her an yegâne arzumdur. Ne yazık ki, vücudumun zayıf düşmesi ve devam eden şiddetli soğuklar yüzünden, tarafınıza gelemedim.
Yüce Allah (CC)'tan, bu zorluklardan sonra, kolaylıklar göstermesini ve sizleri görmeyi bizlere kısmet etmesini niyaz ederim. Sizlere Tin Sûresi'nin tefsirinden bir nüsha göndermiş bulunuyoruz. Sizlerin ferah ve sürurla daim olmasını diler, peygamberlerin varisleri olan âlimler misali, başarılar dilerim.
Muhammed Osman Siraceddin Nakşibendî
"Feluca kasabasının ileri gelenlerinden, faziletli Şeyh Halil Muhammed Feyyaz Efendi Hazretleri'ne yazılmıştır."
Şerefli ve şanlı sevgili kardeşim, Şeyh Halil Feyyaz Efendi! Allah (CC), seni, mutlu ve salim kılsın. Sizleri selâmlarım. Mektubunuzu almış bulunuyorum. Bununla bizleri sonsuz sevindirmiş olduğunuzdan, sizlere şükranımı bildiririm.
Yüce Allah (CC)'a hamd ve senalar ederek, manevi mevki ve mertebenizin yükselmesini, her vakit için mana kapılarının feyzinin açılmasını dilerim. Yanımıza Reşid, Hamid ve Abdülmelik gelmişlerdir. Bizler, cümlemiz, Padişahlar Padişahı (CC)'nın kuluyuz. Allah (CC.)'ın kullarına, imkânımız ölçüsünde, hizmete memuruz.
Bizlere, Yüce Rabbanî feyz ve rahmeti ile feyizli kılsın. Cümlemizi sevindirdiniz ve ferahlandırdınız; güzelliklerle kalmanızı dilerim.
Hadım-ül ulema-i vel fukara
Muhammed Osman Siraceddin Nakşibendî
"Hazret-i Şeyh (KS), birçok âlim, hatip ve büyük devlet adamlarına, Müslümanlar arasında ilmi ve adı ile tanınmış büyük velilere, bizzat el yazısı ile cevap vermiş, bu kişilerden bir kısmına ise irşad maksadı ile yazmışlardır. Aşağıda bulunan risaleyi, bilumum tanıdıklarının yararına yazmışlardır."
Muhterem, sevgili, aziz müridlerim! Bu yola intisabı seven ve intisab eden, sevgili ve aziz müridlerim!
Cümlenize Allah (CC)'tan af ve afiyet diler, hal ve durumunuzu güzelleştirmesini niyaz ederim.
Tarikata Bağlılık ve Edep
Şayet bizlere bağlılık ve mensubiyetiniz varsa, bu tarikatın usulüne ve adabına riayetle, bir müridin doğrulukla hal ve hareketini öğrenmeli, bununla kalmayıp, İslamî tezkiye ve Hanefî şeriatın buyruklarıyla, tarikat-ı Nakşibendîyye hakiki cevherine göre, nasıl amel ve tatbikat yapacağınızı iyi öğrenmeniz icabetmektedir.
Mutasavvıf insanların hal ve durumuna gelince: Müslüman bir kardeşin senin başına vurursa, bunu güler yüzle veya gülümsemekle karşılayarak, ondan af dilemelisin. Hakk Teâlâ (CC), Araf Sûresi 199. Âyet'inde: "Sen af yolunu tut, bağışla, uygun olanı emret, bilgisizlere aldırış etme!" buyurmaktadır.
Namazlarınızı, mümkün mertebe vakitlerinde ve cemaatle kılmanızı tavsiye ederim. Zira cemaatle namaz kılmanın fazileti, yalnız başına kılmaktan 27 derece daha fazladır.
Müslüman Kardeşliği
Yine sizlere vasiyetim şudur ki: Salih bilginlerin meclisinde oturmanızı, gafiller ile birlikte bulunmamanızı tavsiye ederim.
Şunu iyi bilmelidir ki, kişi şeriatı izlemeden, hiçbir vakit tarikattan faydalanamaz. Kur'an-ı Kerim'in Âyetler'ini ve Hadis-i Şerifler'i öğrenmek zaruridir. Şeriata uygun yürümeyen tarikatler, bir zındıklıktan başka bir şey değildir.
Kutb-ül Âzam Efendimiz Şeyh Abdülkadir Geylânî (KS), bu konuda şöyle buyurur: "Herhangi zâhiri bir iş, bâtına karşı muhalefette bulunursa; o bâtıldır, bâtıldır, bâtıldır..."
Son duamız, kazandıklarımızla bizleri gufranına kavuşturan, yaratılanların şerrinden bizleri kurtaran, üzerimize gelecek beliyyeleri uzaklaştıran, işlerimizde ve amellerimizde kolaylık gösteren, emirlerini tutmamıza yardım eden Âlemlerin Rabbi olan Allah (CC)'a hamd-ü senalar olsun.
Hadim-ül ulema vel fukara
Muhammed Osman Siraceddin Nakşibendî
"Lübnan'da, Sayda şehrinde hatib olan Şeyh Nezih Efendi'ye yazdığı mektubun suretidir."
Sevgili ve aziz Şeyh Nezih Efendi! Yüce Allah (CC), sizleri ve bizleri, her türlü mekruh olan şeyden uzak kılsın ve affetsin. Şer'î tarikat işleri hakkındaki konuları ihtiva eden mektubunuzu almış bulunmaktayım.
Nakşibendî Tarikatının Hakikati
İki gözüm, bu ulu tarikat, yeni doğmuş bir bid'atın eseri değildir. Bu tarikatla müşerref olanlar ve doğrulukla üzerinde sebat edenler, kalplerinin aydınlandığını görmüşlerdir. Bizim ulu tarikatın meşrebi, yürüyeceği ve benimseyeceği yol, Allah (CC)'ın rızası üzerlerine olsun, Sahabe-i Kiram'ın meşrebi ve yoludur.
Tarikatımız, bizden önce gelen ve göç eden peygamberlerin yoludur. Nitekim Hakk Teâlâ (CC) Yusuf Sûresi, 108. Âyet'inde: "Onlara de ki: İşte benim yolum, ben de basiret üzere, Allah'a davet ediyorum, bana tâbi olanlar da basiret ile davet ederler" buyurmaktadır.
Rabıta ve Tasavvuf Üzerine
Ey iki gözüm Şeyh Nezih! Rabıtanın çıkış yeri, Hakk Teâlâ (CC)'nın: "Ey iman edenler! Allah'tan çekininiz, sâdıklarla birlikte olunuz" buyruğu üzere, Kur'an-ı Kerim'dir. Bu İlâhî buyruk, boşuna değildir. Zira sâdıklarla birlikte olmamız, kalbimizi nefsin pasından, kirinden, fısk ve fücurundan temizlemiş olur.
Bu sebeple Cenab-ı Hakk (CC), bizlere, sâdıklarla beraber olmamızı emretmektedir. Bu, bizleri hikâyelerle teselli etmek için söylenmiş değildir. Bu söz, salih ve kâmil bir insanın veya mürşidin kalbinden doğup, müridine sirayet eden, manevi feyz ve bereketi kazanmak ve Allah (CC)'a yaklaşmak için buyrulmuştur.
Şeyh Ömer Ziyaeddin (KS)'den Keramet
Evet, ey mahbubum! Kâmil bir mürşid, müridinin ruhu cesedinden çıktığı vakit, Allah (CC)'ın izin ve müsaadesiyle, birçok vakitlerde, yanında hazır bulunur. Size dedem ile ilgili bir örnek vereyim:
Dedem Şeyh Ömer Ziyaeddin (KS) Hazretleri, bir sabah tekkesine gitmek üzere evden çıkar. Fatiha Sûresi'ni okuduktan sonra herkesin duyacağı şekilde: "Yüce Allah (CC), bulunduğu basamakları yükseltsin, Seyyid Şeyh Abdürrahim el Mevlevî, bu gece vefat etmiştir. Ruhunu teslim edinceye kadar ben de yanında bulundum. Ölüm sarhoşluğu anında, Allah (CC)'ın vahdaniyeti hakkında ispat ve delilleri sayarak, konuşuyordu. Ona 'ispat ve delil olmadan da Allah (CC)'ı tanımaktayım, dersin' dedim" diye konuştu. Şeyh Ziyaeddin (KS) ile Abdürrahim merhumun evlerinin arasındaki mesafe, iki günlük yol idi.
Tasavvuf ve Şeriat
Sonuç olarak diyebilirim ki, bu ulu tarikat, necabetli Eshab-ı Kiram (R.A. ecm.)'ın bizatihi tarikatlarıdır; ne eksik ne de fazla yollarıdır. Tarikat, bir yönden şeriatın özü olup yeryüzünde şeriatın hizmetkârı, diğer yönden de Allah korkusu, ihtiyat ve takvadır.
Hadim-ül Ulema vel Fukara ve-ttarikayn El Kadiri ve-n-Nakşibendî
Şeyh Muhammed Osman Siraceddin Nakşibendî
"Bu mektup, Pevebili Hacı Molla Zahid Efendi'ye cevaptır."
Ey Arif Mollamız! Kalbim sizinle birlikte olarak sizleri selâmlar, duanızı rica eder, Yüce Allah (CC)'tan sizlere her zaman için uzun ömürler dilerim.
Sizleri bir hayli göreceğim gelmiştir. Yazmış olduğunuz mektubu, yorgun ve hasta olarak yatmış olduğum odamda, tembel ve halsiz bulunduğum bir sırada almış oldum. Yüce Allah (CC)'a sıhhatte, yorgunlukta ve her halde şükürde bulunalım.
Hastalığım, sıhhatim, nimetim ve intikamım arasında bizce bir fark yoktur. Zira O (CC), yaratıcıdır. Yarattıklarının durumunu ancak O (CC) bilir. Nerede olursak olalım, O (CC), bizler ve sizlerle beraberdir. Ruhum, O (CC)'nun sevgisi ile ve O (CC)'nun örtülü hayali ile korku ve hevesle birleşmiş durumda, vücudum, bunların arasında cezbe içindedir.
Aziz kardeşim! Kız kardeşin olan Rebia Hanım'a gelince, yatmadan önce ayağını ziftle ovsun. Temiz üzerlik tozundan üç küçük kaşık, dişleri ile çiğnemeden, su ile yutmasını tavsiye ederim.
Şeyh Muhammed Osman Siraceddin Nakşibendî
"Hazret-i Şeyh (KS), bu mektubunu, faziletli üstad Seyyid Ata Efendi'nin göndermiş olduğu mektuba cevap olmak üzere yazmıştır."
Aziz ve asaletli efendim! Ulvî, temiz ilimler sahibi, Hadisler'i aydınlatan nur, indirilen gizliliklerin âlimi! Ey Allah (CC)'ın bağışladığı emsalsiz bağış! Esefim şudur ki, bütün bunlar, göğsünüzdeki hazinelerde uykuya dalmış gibidirler.
Göndermiş olduğunuz ve bizler için cevher gibi kıymetli olan sevgi ve dostluk dolu hediyenizi almış bulunuyorum. Bizlere karşı gösterdiğiniz güzel niyet ve rızanıza teşekkürlerimle, sizleri tebrik ederim.
Ey sevgili kardeşim! Sen, imanlı bir zat olduğundan, korkmana lüzum yoktur. Allah (CC)'tan korkan kimselere, O Yüce Bârî (CC), çıkış ve kurtuluş kapısı açar. Maksada erişmek için mutlaka maksatlı bir yolda yürümelidir.
Acele olarak senden ricam budur. Keza ilim talebelerine yardımlarınızı, cehd ve gayretlerinizi esirgememenizi rica ederim.
Muhammed Osman Siraceddin Nakşibendî
"Hazret-i Şeyh (KS)'in faziletli âlim ve üstad, Hacı Molla Mehmed Emin Kâni Şananî'ye yazdıkları cevabî mektuptur."
Efendimiz! Hicaz'a gitmek niyetinde olduğunuzdan, sizden mahrum kaldık. Mecazdan, hakikate doğru, aşk ateşi sararak tecavüz etmiş oldu. Senden ricam şudur ki, benim için yüz maksat ve arzumu, Hicaz'da, Cenab-ı Hakk (CC)'tan istekte bulunmandır.
Ey Emin Efendimiz! Hacıların hayırlısı, gayretli büyük âlim, aziz üstadım, seni hürmetle selâmlarım. Hacılığınızın, böyle vakur ve sizler gibi faziletli bir kimse için temiz ve doğru olmasını Cenab-ı Hakk'tan diler, sizlere en hayırlı temenni ve şükranlarımı sunarım.
Allah (CC)'m izni ile mukaddes yere inerek Safa'da sefa sürdünüz, Merve'de koşarak borcunuzu ödediniz. Zemzem şarabı ile doya doya sulandınız. Temiz ve saf akarsu gürültülerine benzeyen sesler arasında, Mina otlağında otlandınız, Yüce Allah (CC), Arafat ve Arafe durak yerlerine varıp geçtiğinizi kabul buyurmuşlardır.
Şeyh Muhammed Osman Siraceddin Nakşibendî
"Âlimlerin hocası, faziletli üstad, Hazret-i Şeyh'in müridi Molla Nasrullah'ın mektubuna, Hazret-i Şeyh (KS)'in verdikleri cevap."
Kerem ve takva sahibi, faziletli efendimiz Molla Nasrullah! Yüce Allah (CC), yardımını sizden eksik etmesin, neye rızası varsa onu versin, size sıhhat ve afiyetlerle, acil şifalar, sevinç ve mutluluklar temenni ederim.
Hastalık haberiniz bizleri üzüntü ve kedere boğdu. Allah (CC)'tan sizlere şifalar diler; sıhhat ve afiyetler ve uzun ömürler temenni ederim. Özellikle söğüt ağacının kabuğunun haşlanmış suyunu ve söğüt ağacının haşlanmış yaprağının suyunu sabah akşam birer bardak tatlandırarak içmenizi tavsiye ederim.
Allah (CC)'tan sizler için kalbinizin arzu ve isteklerini vermesini, her iki evde vicdanınızda beslediğiniz hayırlı emel ve tasavvurlarınızın tahakkukunu dilerim. Çocuklarınızın gözlerinden öper, uzun ömürler diler, onların hayırlı bitkiler gibi bitmelerini en büyük temennimdir.
Muhammed Osman Siraceddin Nakşibendî
"Geylânî Tekkesinde Üstad Müderris Abdülkerim Efendi'nin gönderdiği mektuba, Hazret-i Şeyh (KS)'in cevabıdır."
İsrâ Sûresi'nin gizliliklerinin müfessiri, büyük Hadisler'in rumuzunu açıklayan ak şeriatın naşiri, büyük âlim ve Şeyh'in mutlu nedimi, Hazret-i Yusuf (AS)'un babasına gönderdiği gömleğin kokusu gibi kokan Şeyh Abdülkerim Hazretleri! Ömrün uzun olsun. Gülsuyu ve fesleğen kokan mektubunuzu almış bulunuyorum.
Mektubunuz kalbimize rahatlık ve huzur getirdi. Kederimiz silinerek, içimiz aydınlandı, gözümüzün rahatsızlığı geçti. Allah (CC), sizlere iyilikler ve güzellikler versin.
Ümmülvefa adlı kızınız için zufa bitkisinin gönderilmesini arzu etmektesiniz. Dedem Hazret-i Şeyh Ziyaeddin (KS), bunu kalp çarpıntısının izalesi ve göğsün rahatlığı için kullanırdı; işte ben de size bunları takdim ediyorum. Bu ilaçlarla göğüs rahatsızlığını geçireceğini umarım.
Muhammed Osman Siraceddin Nakşibendî
"Hazreti Şeyh (KS)'in, celâletli üstad Hacı Molla Abdülkadir Efendi'ye yazdıkları mektuptur."
Âlemlerin Rabbi olan Allah (CC)'a hamd-ü senalar olsun. Saygıdeğer, nadir vücudlu, güzel ve üstün cesaretli, faziletli üstad, mutluluk ve iyilik sahibi, gözümün nuru, ruhumun varlığı, Hacı Şeyh Molla Abdülkadir Efendi! Yüce Allah (CC), seni, rızasıyla te'yit, yardımıyla mutlu kılsın. Göndermiş olduğunuz mektubu, büyük bir sevinç ve iştiyakla aldım.
Oğlunuz Muhammed'e gelince, henüz Arapçası düzgün ve güzel bir duruma gelmedi. Medresede Türkçe'den Arapça'ya tercüme etmeyi bilen bir kimse bulamadık. Sizden ve ondan Arapça derslerine iyi çalışmasını rica ediyorum ki, ikinci kez yanımıza geldiğinde tahsilini ikmal edebilecek bir güce sahip olsun.
Merhum büyük Şeyh Alâeddin (KS)'in son mübarek günlerinde, bir takım kimseler, hiçbir esası olmayan yalan dolan sözlerle iftiralar savurmak istemişlerdi. Nitekim tasavvuf mektebinde bulunan birtakım âlim ve fâzıl kimselerle, idrak ve temyiz sahibi kimselerin, bu gibi bozgunculara karşı cevap vermeleri ve onlara nasihat yollu ispat ve delillerle durumu açıklamaları ve tarihî olan bu güzel şifâhî ve yazılı vasiyyetleri anlatmaları gerekir.
Muhammed Osman Siraceddin Nakşibendî